“Her yıkım arkasından yeni bir düzen getiriyor. Peki yeni düzen beraberinde neler getiriyor? Bunu zaman gösterecekti…” 

Çocukluğundan beri çok rüya görürüm.

Ama bu seferki rüya diğerlerine hiç benzemiyordu.

O kadar gerçekçiydi ki etkisinden iki sene çıkamadım.

Gezindim durdum ben hala 17 Ağustos gecesindeki yatağımda

Rüyamdan biraz bahsedeyim.

Öncelikle aklım mantığım hiç almadı.

Bir ses çıktı hala tarif edemediğim; dayanılmaz.

Her gece kafamı yastığa koyduğumda izlediğim o tavan, bir gün taş olup başıma yağacağı aklıma gelmezdi.

Yerimden güç bela emekledim.

Perdeyi kenara çektim; zannediyordum ki arkadasında pencere vardı.

Duvar yoktuki pencere olsun!

Bu kaos ortamından bir an önce kurtulmalıydım başıma yıkılmadan.

Ne cesaretse atladım aşağıya. (2. katta oturuyorduk)

Olduğum yere düştüm.

Bizim ikinci katın zemin kat olduğunu anlamam uzun sürmedi.

Gökyüzüne baktım.

Yıldızlar müthiş yakındaydılar, uzunsam tutucaktım.

Yıldızlar da bizim bina gibi bir kat aşağıya inmişti.

Binamıza baktım, çöktü zannettim ilk başta.

Yirmi dakika sürmedi bu düşüncem.

Önümüzdeki bina gözümün önünde dondurma gibi eriyince anladım.

Evet bu bir DEPREM di.

Sonrası malüm: Çığlıklar, haykırışlar, yakarmalar……

 

Halen aklımda deprem gerçeği var; hiç çıkmadı ki…Bir binaya baktığımda ister istemez bu bina depreme dayanıklımı diye düşünüyorum.Ev kiralarken bina hakkında detaylı bilgi alıyorum, deprem olursa en hızlı nasıl çıkarım diye hesaplar yapıyorum. Pencereden aşagıya bakıyorum,atlanacak durumdamı diye..(altta kalıp tost olmaktan iyidir.)

“İnsanın illaki yaşaması mı gerekiyor?” diye soruyorum..

SESİMİ DUYAN VAR MI?

 

(1.973 kez okundu.)