11.08.2005 

sevgili günlük,
dün gece yine o kadar tatlı uyuyordu ki dayanamayıp üzerine tırmandım. tam dudaklarından öpecektim ki birden uyanıp çığlık atmaya başladı. aniden ışıklar yandı. hemen kendimi yere atıp ölü pozisyonu aldım. fakat olmuyor, yemiyolar artık bu numarayı. yanındaki **** yine suratıma o şeyden püskürttü. öksüre öksüre döndüm yuvama.

12.08.2005 

sevgili günlük,
sabah kalkar kalkmaz mutfaktaki ekmek kırıntılarıyla kahvaltı yaptım. sonra banyoya geçtim. o da ordaydı ve dişlerini fırçalıyodu. soteye geçip izlemeye koyuldum. fakat hemen farketti şıllık hemen anırmaya başladı. tüm cesaretimle peşinden koşmaya başladım. tam kilerin orda üzerime terlik fırlattılar. neyse ki kitin tabakam var herhangi bi zayiat almadan kaçtım gizli geçitten yuvama.

13.08.2006 

sevgili günlük,
olmuyor, yapamıyorum. ben onunla iletişim kurmaya çalıştıkça o beni dışlıyor. kendime olan saygımı yitirmek üzereyim. nasıl bu kadar empati yoksunu olabiliyor bu insanlar. sanırım daha fazla dayanamıcam. sezai köşedeki pastaneye git diyo. hem daha sıcakmış hem de televizyona çıkabiliyormuşuz bazen.

14.08.2006 

sevgili günlük,
eve haşere mücadele ekibi çağırmışlar. her yer ceset dolu, herkes panikte. sanırım kaçmam gerek. kib

sevgili günlük, 
bugün değişiklik olsun diye kabuğumu sarıya boyattım, hatta dikkat çekeyim diye fosforlu sarı kullandım, şu anda ölüyorum, zira karanlıkta parlayan tek karafatma ben olduğum için adamın biri üstüme bastı.
hayır bünye de piskopat ya, kafa kopsa bir hafta yaşıyorum, öl öl bitmedi, bari sözlüğe gireyim falan dedim. lan hala parlıyorum bu arada, aaa benim kanım yeşilmiş? bak o da ilginç . bu halde yere sümük gibi yapışınca aklıma bir türkü geldi günlük; onu da söylesem şimdi gider ayak: kaaraaa faaatmaaa iz olur, kaaara fatma iz oluurr..eheheh, lan ölürken bile neşeliyim, nasıl bir bünye ise artık.. bir de acaba niye bize karafatma diyorlar? kara? kara? karanlık? kamuflaj? kamuf..!! lannn, laannn!!!!

sevgili günlük 

hayatım o kadar monoton ki bundan böyle saga sola dogru surekli yön değiştirip zikzaklayarak koşmaya karar verdim. belki böyle heyecanı yakalayabilirim.

ayrıca antenlerimi de delice oynatıcam. belki o zaman beni görünce yüksek sesler çıkararak iletişim kurmaya çalışan kadına bu kadar bagırma seni duyabiliyorum mesajını verebilirim.

sevgili günlük, 

bu insanlar çok ırkçılar. sırf derimiz yüzünden “karafatmaaa” diye bağırıyorlar. “senin anandır karafatma tövbe tövbe”. ben ona “beyaz muraatttt”, ya da “kızıl ayşeee” diye bağırıyor muyum? hayır, zaten benim yapıma aykırı böyle şeyler. allah çeşit çeşit yaratmış. birlikte kardeş kardeş yaşasak, böyle ayrımcılıklara girmeden. bunlar çok tehlikeli şeyler. bu oynanan oyunlar sadece bölmeye yönelik, tahriklere kapılmamak, sağduyulu olmak lazım.
neyse günlük, son tahlilde zencilerin negro dendiğinde neler hissettiğini artık çok daha iyi anlıyorum. i have a dream!

sevgili gunluk, 

bugun de 10 000 yumurta dnyaya getirdim. ortalik gene velet dolacak. olsun ac kalmiyoruz ya.

sevgili günlük,
bugün bir hamamböcegine asik oldum..ama babam onlardan nefret ediyor..caresizim.

sevgili günlük, çok canım sıkılıyor çok!!! karadır kaşlarım ferman yazdırır, bu dert beni diyar diyar gezdirir… her kim görsem yaram azdırır… yaramı sarmaya kara murat gelir mi dersin… ? ormanların gümbürtüsü başıma vurur ayrıca… nazlı yarin hayali de karşımda durup durur… ormanlardan aşağı aşar giderim muradımı kaybettim ağlar gezerim… daha ne kadar gezmem gerekecek acaba? kara kara düşündüm karar verdim… madem gezecem artık günlük değil seyahatname tutacağımdır… seyyah olup dolaşacağımdır alemi… elveda günlük!

sevgili günlük, 
galiba terliğe benzeyen bir cisim yaklaşıyor
sevgili gunluk,

11 agustos 2005

bizim hukumetin uranyum zenginlestirme programini hic onaylamiyorum. atesle oynuyor s*******ler. iyi ki direncliyiz radyasyona karsi. 

14 eylul 2005 

hukumetin plani meydana cikti. nukeer silah gelistirip insanlarla pazarliga oturacaklarmis. iki talebimiz var: bocek ilaclarinin kullanimi kuresel olarak yasaklanacak ve evlerde yemek artiklarinin meydanda birakilmasi zorunlu hale getirelecek. tehlikeli bir doneme giriyoruz, korkuyorum.

16 ekim 2005 

son secimlerde is basina gelen muhafazakar cumhuriyetci karafatma partisi insan-karafatma muzakerelerinden cekilme karari aldi. basfatma kara husam preemptive first strike hakkini sakli tuttugumuzu, dunyada binlerce yildir devam eden karafatma katliamina sessiz kalmayacagimizi ilan etti. politikadan nefret ediyorum, basimiza bir is gelecek.

19 ekim 2005 

insanlardan cevap geldi: shelltox, raid ve baygon daki kdv dusurulecek, kalorifer dairelerinde dezenfektasyon islemleri hislandirilacak. insanlar blof yaptigimizi dusunup blofu gorduler. ama bu hukumetin ne denli cilgin olabilecegini bilmiyorlar. korkuyorum, dinazorlarin yokolmasindan beri bu kadar belirsiz bir donem yasamamistik.

21 ekim 2005 

basfatma kara husam zehir zemberek bir aciklama ile ortami iyice gerdi. insanlara seslenen basfatma “biz 200 milyon senedir buradayiz, sizin gibi iki milyon senelik turler dagdan gelip de bagdakini kovmaya kalkarsa karsi koymasini biliriz” sozleriyle muhafazakar karafatmalar arasinda bir gurur dalgasinin buyumnesine yol acti. insan tarafi sessizligini koruyor. firtinadan onceki sessizlik

25 aralik 2005 

mutfak-banyo karafatmalar dernegi ve bir grup bilimadami hukumete uranyum zenginlestirmekten vazgecmesini isteyen sekiz milyar uc yuz milyon kusur imzali dilekceyi sundu. olasi bir nukleer savasa dayanabilecegimizi iddia eden hukumetin dilekceyi ciddiye almasi beklenmiyor.

2 subat 2006 

insanlar karafatma hukumetine karsi sert tavirlarini surdurmeye devam ediyorlar. her eve bedava raid ve zehirli bocek yemi kampanyasi sonrasinda toplu bocek olumleri yasandi. dayanmaya devam ediyoruz. insanlar bir yandan da buzdolabi disinda herhangi bir yiyecek maddesi bulundurmayi yasaklayan ve her yemek pisirme sonrasi mutfaklari dezenfekte etmeyi zorunlu kilan bir yasa cikartmak uzereler. bu yasanin kabulu halinde karafatmalarin daha da marjinalleseceginden korkan bir grup insan bocek haklarive karafatmalara yasam alani baskili tisortlerle yuruyus yapti. polis, gostericilere goz yasartici gaz ve bocek ilaci ile mudahele etti. her iki tarafta da hala sagduyulu kisiler oldugunu gormek gozlerimi yasartti ama fazla umudum yok.

2 kasim 2140 

dedemin gunlugune ek..

korkunc savasin ustunden 133 sene gecti. karafatma nufusu 2000 lerin basindaki seviyesinin yuzbinde biri duzeyine gerilemis durumda. hesapsiz kitapsiz uretilen askeri politikalarin kurbani olduk. nukleer serpintiyi atlatabilen bir kac bitki turuyle bir kac bocekten baska hayat kalmadi yeryuzunde. denizde hala hareketli bir yasam oldgunu soyleyenler var ama gozlerimle gorup duyargalarimla hissetmeden inanmam.

korkulan oldu ve nukleer savastan biz de en az insanlar kadar kotu etkilendik. ekoloji uzmani karafatmalar uyarmisti hukumeti. eger insanlari yok edersek sonumuz kotu olur, doganin dengesi bozulur milyarlarca insanin atigina bagimli hale gelmis nufusumuzu besleyemeyiz diye uyardilar hukumeti. oysa hukumet ve ultra turcu hamambocekleri 200 milyon senelik gecmisimizi ve sanli tarihimizi bahane ederek zaferin bizim olacaginda israrci davrandilar. gozu kapali gittik savasa. binlerce sehirde ayni anda patlattik bombalari. simdi koca yerkurede curumus yaprak kemirerek yasayan kucuk gruplar halinde yasamak zorundayiz. 

2007deki savasin hemen ardindan buyuk sevinc gosterileri yapilmisti her yerde. patlamalardan hemen once yer altinda kazilan tunellere siginan yuzmilyarlarca kara fatma raidden shelltoxdan arinmis bir dunyada, ayakkabi terlik gazete altinda ezilme tehlikesi olmadan yasayacak olmanin mujdesiyle mutlanmis, zafer gorulmemis etkinliklerle kutlanmisti…kisa zaman sonra onca pisligi ve copu yaratan insanlar ve dahi hayvanlar olmadigi icin yiyecek sikintisi bas gosterdi. bir kac sene icerisinde en yogun fatma nufusunun oldugu sehir yikintilari terkedilmis karafatma yuvalarina donustu. hayatta kalabilenler sadece sehirlerden uzak, birkac tur bitkinin ve bocegin kaldigi vahalara siginmis olanlardi. yuzuncu kusaktan buyukbabam oglunu bu gune hazirladigi icin bizim aile savastan hemen sonra sehirden kacip goc etti, ve soyumuz iste bu yuzden devam ediyor. ben artik bu sayfalara  yazmayacağim…bu sen girisi de gunluge ilk yazan buyuk babamizin anisi tamamlansin ve minnettarligimiz kayda geçsin diye yaziyorum…

sevgili günlük 

dün gece yine ölümle burun buruna geldim.kendime bir zarar geleceğinden değil ama karım cemile ne yapar sonra.biz akşam yemeğimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik,ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadılar.neyse ki konukların gitmesiyle birlikte uykuya daldılar.bir süre ortalığın sakinleşmesini bekleyip,yiyecek toplamaya basladım. bugün misafirler geldiği için menü çok zengindi. pasta ve börek kırıntılarına bayılırız.her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfağın ışığı yandı ve “a! karafatma” diye bir ses duydum.salak adam,ben bir erkeğim fatma da nereden çıktı.benim adım ismail.böyle seyler delikanlıyı bozar.hadi beni karımla karıştırdın diyelim.sen ne kadar korkak bir adamsın.benim kaç katım büyüklüğünde olmana rağmen bu bağırış da ne böyle? O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte,sanki ben ona bir şey yapmışım gibi beni kovalamaya başladı.inanin o kadar da dikkat ediyorum,tabak,çanak bardak üzerinde dolaşmamaya çünkü bu dingilin karısı çok titiz.bazen diyorum ki bu gıcıkların misafiri geldiğinde git ortalarda dolaş böylelikle utanilacak duruma düşsünler ama yapamıyorum işte.ne olursa olsun,ekmek yediğin tekneye kötü gözle bakmamak gerekir.ben eve geldiğim ilk yılları hatırlıyorum da ne güzeldi o günler.rahmetli kayınbabam ve kayınvalidem beni evlerine kabul etmişlerdi.o zamanlar rahattık, çünkü ev sahibimiz rıza amca kördü.bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolaşabiliyorduk.hatta rıza amcayla aynı sofrada yemek yediğimiz günler de oldu.gerçi bizleri görebilseydi nasıl davranırdı bilmem ama o hep yüreğimizde yaşayacak. rıza amcanın durumu pek iyi sayılmazdı, memur emeklisiydi.bu evde rahmetli karısınınmış,bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçeneğimiz yoktu.ama daha mutlu ve huzurluyduk.rıza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti.gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi. rıza amcanın toprağa verildiği gün biz de oradaydık.karşı komşusu osman zeki bey bize geldiğinde ceketini asmıstı.biz de bunu fırsat bilip ceketin cebine girdik.ardından osman zeki beyle birlikte mezarlığa dogru yola koyulduk.rıza amcanin üç tane oğlu vardı ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardı.hayırsızlar daha ilk günden evi satışa çıkardılar.evi şu anda oturan adam ve karısı satın aldı.eve ayak basmalarıyla kayınbabam ve kayınvalidemi öldürmeleri bir oldu.adam sonra iğrenerek cansız bedenleri kağıda sararak çöpe attı.sanki kendisi çok temizmiş gibi.halbuki tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamadığına defalarca şahit oldum.şimdilerde kendine üzerinde rahmetli kayınvalidemin resmi olan bir ilaç almiş,durmadan üzerimize sıkp duruyor.kayınvalidem sultan hanım gençliğinde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor.hatta bir iki reklam filminde de oynamıstı.ama evlenince mecburen bıraktı.çünkü kayınbabam tam bir osmanlı erkeğiydi.bugüne kadar rahmetli rıza amcanın anısına bu evde oturduk, artık daha fazla dayanacak halimiz kalmadı. Eşe dosta haber saldık.

Kendimize göre bir ev bulur bulmaz tasınacağız buradan. Belki de sizin evinize yerleşiriz hayat bu belli mi olur?

 

 

Not: Bu yazıyı bana ait değildir. Yazarı bilinmiyor. 8 sene önce bir yerde okumuştum. Bu tarzı çok sevdiğim için paylaşmak istedim..

(1.309 kez okundu.)