Etrafımda üç tip insan var: İngilizce öğrenmek isteyen, ingilizcesini geliştirmek isteyen ve etrafındakileri ingilizceyi öğrenmesi kunusunda sürekli tavsiyede bulunanlar. (Bu son gurup genelde ebeveynler ve öğretmenler oluyor.)   Ben bu yazımda esasen ikinci şıktaki “İngilizcesini geliştirmek isteyenleri” hedef alıp, kendi kendinize, interaktif desteğide arkanıza alarak nasıl geliştirebileceğinizden bahsedeceğim. Bunun dışında da ingilizce öğrenme yolundaki çok bilinen yanlışlardan söz edeceğim.                

 

          Giriş kısmında ingilizceyle ilişkimden biraz bahsedeyim. Öncelikle ben bu dili çok iyi bilmiyorum. Bunu baştan belirteyim. Lakin ingilizce öğrenme konusunda hedeflerime ulaşmış biriyim. Üniversitenin hazırlık sınıfında öğretmenin “Dil öğrenmedeki amacın ne?” sorusuna “kitapları orjinal dillerindeokuyabilmek” olduğunu söylemiştim. Şu anda bunu başarabildiğim için bu konuda belirli bir yol kat ettiğime inanıyorum. Baştan da dediğim gibi ingilizceyi sıfırdan öğrenmek için neler yapılacağı değil daha çok 

ingilizceyi (hazır kış aylarına giriyoruz) geliştirmek adına bildiklerimi paylaşacağım.  

 

          Konuya biraz sohbet havası katmak için soru-cevap şeklinde gitmeyi uygun buldum.

 

 

Soru-1 İngilizceyi en kolay ve en kısa sürede nasıl öğrenebilirim?

 

Cevabı: Sevgili arkadaşlar dil öğrenmek kolay bir şey değildir. İlk başta bu mantığı yenmek lazım. İstikrar, belirli bir süreç (bu yıllar alabilir), ve isteğin olması şarttır.. İstek demişken herkesin isteği vardır. Önemli olan bu isteğin yılgınlıklar karşısında dim dik durabilmesidir. Dil öğrenme amacınında açık ve net olması gerekir. (yukarda yazdığım dil öğrenme amacımdaki gibi) Burda “amaç” sizin istikrarınızı kamçılayacak ve zor zamanlardaolaya tekrar tekrar sarılmanızı sağlayacak önemli bir etkendir. En kısa sürede dil öğrenmeyi düşünmek hazır pizzayı fırına verip 6-7 dakikada hazır olmasını beklemek gibi bir şeydir. Malesef dil öğrenmek marketten hazır alınamıyor. Bizzat pizza hamurunu yoğurmanız, sosunu hazırlamanız, istediklerinizi içine kattıktan sonra fırına sürmeniz gerekir. Evet doğru. Biraz zahmetli gibi görünüyor. Zahmetli olmasa herkes şakır şakır konuşabiliyor olurdu. Bundan dolayı kısa sürede öğrenmekte söz konusu değildir.

 

Soru-2 İngilizceyi halletmek için illaki dilin konuşulduğu ülkelere mi gitmem gerekir?

Cevabı: Bu soru bence en çok düşülen yanılgılardan biridir. Bunu bizzat dil öğrenmek için ABD ye gitmiş biri olarak söylüyorum. Dil tabiki yurt dışında öğrenilebilir. Ama bu şart değildir. Hatta size yurt dışına gitmeden daha etkili bir öneri sunabilirim: “Ülkemizin turizm kentlerinde çalışmak.” Emin olun ABD yada İngiltere de olacağınız süreden daha hızlı dilinizi geliştirir ve pratik yaparsınız. Sebebi ise şudur: Dil geliştirmek isteyen biri olarak ABD ye gittiğinizde, biriyle konuşmaya çalışırken bir yerlerde muhakkak kilitlenirsiniz. Bu git gide karşıdakini sıkar. Bunu hissettiğiz an siz de sıkıntıya düşersiniz.Etrafla diyalog kurarken cümleleri önceden düşünür, doğal konuşmaktan bir süre çekinirsiniz. Ama ülkemize gelen bir turist sizden bilgi alabilmek için ağzınızın içine bakar. Sizi bir çok soruya maruz bırakır. Ayrıca eğlenmek için ülkemize geldiğinden daha pozitiftir ve muhabbet etmeye daha sıcaktır. O yüzden özellikle ünv. öğrencisi arkadaşlarıma, dillerini geliştirmek için yazları turistik kentlerimizde çalışmalarını tavsiye ediyorum. Öğrencisi olduğu içinde iş bulma konusunda hiç sıkıntı çekilmez. Ben illaki yurt dışında dil öğrenmek istiyorum diyorsanız, gözle görülür bir ilerleme için en az 6-8 ay orada kalmanız gerekecektir; ek olarak bir ton da para.

 

Soru-3 Kendi kendime yabancı dili nasıl geliştiririm?

Cevabı: Bunun bir çok yolu var arkadaşlar. Ben burda kendim uygulayıp sonucunu gördüğüm, interaktif destekli yollardan bahsedeceğim. Özellikle dünyadaki dil öğrenenler tarafından kabul gören çok güzel dil öğrenme programları var. Her birinin başlangıç, orta, ileri aşamaları mevcut. Aşağıda kısa kısa açıklayayım:

– BABYLON: Dünyanın en çok kullanılan sözlük programıdır. Çok pratiktir ve içeriği çokta zengindir. Mutlaka tavsiye ederim.

– TELL ME MORE,LETS SPEAK ENGLISH,ROSETTA STONES: Bu üç programıda uzun uzun inceleyip kullanma şansım oldu. Gerçekten her biri birbirinden kaliteli. Bir öğretmeni aratmayıp, herşeyiyle size ingilizceyi öğretiyorlar. Ayrıca bu programların mikrofon destekli uygulamaları mevcut. Diyalog uygulamalarında kendi sesinizle cümlelere cevap verebilir, kelimeleri ne kadar doğru telaffuz edebilidiğinizi test edebilirsiniz.

– EFFORTLESS ENGLISH: Adındanda anlaşlığı gibi “çaba göstermeden ingilizce.” Yaptığınız tek iş hikaye dosyalarını (mp3) müzik çalarınıza yüklemek ve dinlemek. O size kelimeleri, grammeri, telaffuzları, kısaca ingilizce hakkında herşeyi sadece dinleyerek öğretiyor. Başlangıçtan, iş ingilizcesinekadar seviyeleri var. Müzik dinlenebilecek heryerde rahatlıkla ingilizcenizi geliştirebilirsiniz. Ben şu anda bunun businnes versiyonunu kullanıyorum.                Yukarıda yazdığim programları internette araştırırsanız daha çok bilgi bulabilirsiniz. Dediğim gibi bireysel olarak dil öğrenmek istiyorsanız yukarıdaki programları şiddetle tavsiye ediyorum.

 

Soru-4 Dil geliştirmek için diğer tavsiyeler nelerdir?

Cevabı: En etkili yöntem tabiki ingilizce kitap-hikaye okumaktır. Ama canınız herzaman kitap okumak istemeyebilir. Ben ek olarak diğer aktivielerden ve ince ayrıntılardan bahsedeceğim.

– YABANCI FİLM,DİZİ ve MÜZİK: Kendinizi türkçe dublajlı film ve dizi izlememeye alıştırın. Mümkünse tamamen kopun. Türkçe altyazılı, yapabiliyorsanız ingilizce altyazılı izlemeye çalışın. Türkçe alt yazılı izlerkende alt yazının içine gömülmeyin. Kulağınız dailmi konuşmalarda olsun. Bilemeyeceğiz deyimler ve kelimeler tabiki olacaktır. Bizimde amacımız bunları öğrenmek olduğu için sorun yok demektir.  Arada sevdiğiniz diyaloglarıda ajandanıza not edebilirsiniz.Yabancı müzikler de ingilizce öğrenmede eğlenceli bir yoldur. Sevdiğiniz müziklerin şarkı sözlerini (lyrics) internetten indirebilirsiniz. Böylece müzik dinlerken sözlerini de gözlerinizle takip eder, ne dediğini anlamaya çalışırsınız.

– HABER SİTELERİ VE HABER KANALLARI: Haber sitelerinde ve kanallarında kullanılan ilgilizce açık, anlaşılır ve dil bilgisi kurallarına uygundur. Konuşmaları biraz hızlıdır. (Sonuçta bizim gibi dil öğrenler için haber yapmıyorlar.) Haber dinlemek için sadece tv ler dışında, radyolar, ve ayrıca sitelerinden bunları mp3 şeklinde indirip dinleyebilirsiniz. Burda esasen şunu belirtmek istiyorum: Bildiğiniz gibi haberlerin kendi aralarındaekonomi,siyaset,magazin,spor gibi alanları mecvuttur. İlgi duyduğunuz alanda haber dinlemeniz, sizin daha çok ilginizi çekecek ve sıkılmanızı engelleyecektir.Ben mesela ekonomiye ilgi duyuyorum ve ekonomiyle ilgili haberleri takip etmekten zevk alıyorum.

– SOSYAL YOLLAR: Karşınızda canlı biri olması sizin için olayı daha çekici kılabilir. Ben mesela englishbaby.com,learnenglish.com sitelerinebir ara takılıyordum. Chat odaları gayet güzeldi. Yalnız “abaza” denen global nesneler o güzelim sayfalarıda ele geçirdiğinden, erkek iseniz kız takma adı ile bağlanmanız daha koyu inglizce muhabbet yapmanızı sağlayacaktır.Karşı taraf tam bir gönüllü gibi hatalarınızı düzeltecektir. Ayrıca dil öğrenmeyle ilgili türkçe yabancı forum,blog siteleride mevcuttur. (dilforum.com,remzihoca.com) Burda da merak ettiğiniz herhangi bir şeyi forumlarda sorabilirsiniz. İlginizi çekerse mektup arkadaşlığı siteleri var. Nostaji olur, yaralıdır. Ortak ilgi alanlarınızı bahane edip yabancı insanlarla facebook tanda ingilizce yazışma yoluna gidebilirsiniz. Dediğim gibi alternatif çok. Siz yeterki öğrenmek isteyin.

 

Yazının sonuna geldik. Baştan da dediğimiz gibi: Olay ingilizceyi öğrenmekteki ciddiyetinize bakıyor. İngilizce öğrenmeyi ne kadar istiyorsunuz? Konuyu kapatmadan aslında ilk sorumuzun otoriteler tarafından kanıtlanmış bir cevabı mevcut: (bkz.Soru-1) Yabancı bir karşı cinsle arkadaş olmak. (samimi türden 🙂

 

(53.346 kez okundu.)