– İnsanlar eğlenmek, yemek yemek, bi yerde oturmak için nedense kalabalık yerleri tercih ederler. Gece klüplerini örnek verelim: İnsanlar birbirlerininiçine girecek şekilde dizayn edilmiş daracık bar koltukları, ufacık biströler (masalar). Sırt sırta kalabalık.  Burda insanın diğer tanımadığı insanla etkileşimi söz konusudur. O tanımadığı kişilerin oturduğu masalar tıklım tıklım dolu olmasaydı, kendiside o mekanı çekici bulup oturmazdı. Olaya şöyle bir çözümleme getirdim: Kalabalık yerler eğlendirir, tenha yerler dinlendirir. Birde böyle bir kalabalıkta fotograf çekilmek, işin olmazsa olmazlardandır. ”Bizde o gece o kalabalığın içindeydik”  der gibi pozlar verilir.

 

–  İnsanların lüks bir mekana ilk defa girdiklerinde oranın müdavimi gibi rahat davranmaları sık görülür. 

 

–  Genç erkek bir x giyim mağazasına girer. Onunla ilgilenen satıcı kız gayet hoştur. Elemanımız o mağazadan bir şey almadan muhakkak çıkmayacaktır. (Ayıp olur.)

 

–  Anne ve babanın, çocuklarını televizyon başına oturtup: “Sen şimdi Tom ve Jerry’ini izle biz babanla mutfaktan sana elma-portlakal getirelim”demesi ve: “Hadi benim akıllı çoçuğum demeleri.” diye eklemeleri ilginçtir. Çocuğumuz gayet masum bir şekilde çizgi filmini izler.

 

–  Erkek hoşlandığı kız arkadaş adayıyla birlikte dışarıya ilk defa çıkacaklardır. Kendisini varlıklı göstermek için daha önce gitmediği cool  bir mekana götürmesi ve ekstra puanlar toplamaya çalışmasıdır.

 

– Okul veya iş arkadaşları. Her gün birbirlerinin suratlarını görmekten, birbirlerine selam vermeyi bile unutmuşlardır. Bir gün birbirleriyle alakasız bir yerde karşılaşırlar. (başka bir şehir, gizemli bir mekan.) Tesadüf işte. İki-üç saniyelik dumur olmakla birlikte suratlarda “aa ben seni tanıyorum” türünden reflekssel bir gülümseme belirir. Sonrasında öyle derinden bir sohbete girilir ki o hergün yüzünü gördüğü arkadaşı,meğerse aylardır başından neler neler geçirmiş.

 

–  Gençlerin karşı cinsle iletişime geçebilmeleri için dışarı çıkarken aksesuar olarak yanlarına bir bebek (genelde yeğeni olur), yada şirin bir süs köpeği (terrier,golden vs.) almaları ve karizma kat sayılarını arttırma çabaları,

 

–  Marka ürün satan mağazalarda (özellikle giyim ve beyaz eşya) fiyat üzerine bir çarpı atılarak “şu fiyata düştü” küpürleri görülür. Bunu gören Nebiye Teyzemiz “aa bak Necmi Bey fiyatı nerdeyse yarı yarıya düşmüş” der. Oysa o ürün, hiçbir zaman kağıttaki çarpının altındaki fiyattan satılmamıştır.

 

–  Yurttan üç samimi arkadaş. Birlikte eve çıkma kararı alınmıştır. (Ev genelde cafeler-barlar sokağına yakın tercih edilir.) Eve çıkarlar. Her şey ilkbir buçuk aya kadar güllük gülistanlıktır. Bu süreden itibaren bişeyler göze görünmeye başlar. Olay para, düzen-temizlik, ev arkadaşın arkadaşları üçgeni üzerinden döner.(Sonuncu köşegen my friends hot mom gibi oldu) Ya birilerlerine saygı gösterip tolere gösterecekler yada bir daha görüşmemek bay bay diyeceklerdir.

 

– Günümüz gençliğin ilişkileri, herkesin giydiği aynı marka tişört-ayakkabılar gibi; klasik ve sıradan. İnternetten yazışılır, telefon alınır. Bunlar ortalama iki hafta sürer. Freankslar uyuşursa buluşulur. Taraflar ikinci buluşmayı da gerçekleştirirse olay daha ilerler. Telefon trafikleri artar. Birazdan sen-ben üstü canımlı hitaplar başlar. Bu aralar erkekten hoşlanma itirafı gelir. Kız tarafı zaten en baştan olayı okey lemiştir ama kompozisyonun giriş-gelişme-sonuç şeklinde ilerlemesi gerektiğini iyi bilir. Telefonlar iyice artar aşkım,bitanemli ve birbirlerine çeşitli hayvan-böcek isimleriyle hitaplar başlar. Buna “cicim ayı” denir ve iki ay kadar sürer.Bu sürenin sonuna doğru sıkılma evresi başar. İlişki açısından tehlikelidir.Eğer ikili, ilişki hakkında birbirlerine karşı dürüstlerse ilişki devam eder yoksa bu sürede son bulur. Kısaca: Facebook alınır arkadaş olmak için.Yazışılır telefon almak için. Mesajlaşılır-konuşulur buluşmak için. Buluşulur sevgili olmak için. Sevgili olunur, eve gidip makarna yapmak için.

 

–  Bu sefer toplu halde bir mekana giden öğrencileri resmediyoruz. Yenilmiş,içilmiş kasanın önünde gecemiz son bulmak üzeredir. Aslında herkes busahneye tanıdıktır. (Siz okuyan dahil.) İlk girişim önerisi Alman Hesabı dediğimiz herkezin yediğini ödemesi üzerine olacaktır. Kasiyerin de hergün karşılaştığı bu durum için “Kimin ne içtiğini bilemiyoruz efendim,isterseniz siz aranızda halledin.” deyip topu karşı tarafa atar. Sonunda masaya üç-beş bişeyler bırakır ama bazılarının bozuk parası yoktur. Kızlardan bir tanesi “ben hepsini karttan çekeyim sonra hallederiz” der ama erkekler bu fikri beğenmezler. Olay bir şekilde hallolur. Şimdi olayı biraz geriye saralım. Ortamda dört tip karakterimiz vardır: Ahmet, Ceyhun, Semih ve Sedagiller. Ahmet daha masadayken ben ve diğerleri kaçtane bira içti diye sayandır. Ceyhun ise ortamın cool abisidir. Esprilere fazla gülmez, oturuşu,duruşu,bakışı tarzdır. Diğerleri dans ederken onu kaldırmaya yeltenmişerdir ama kıpırdatamamışlardır. O sadece bir erkek kaplan edasıyla köşesinde olanı biteni izler. Nitekim hesapta oluşan on dört lira eksiği ve kızların parasını da o ödeyecektir. Ahmet arkadan “ben yirmi tl verdim ” diye söylenecek; (çünkü bir bira içtiğini biliyordur) ardından yanlış girişimini farkedip “eksik varsa benden alın” diyerek olayı sıvayacaktır. Semih ise on tl vermiş olup kalan on dört lira eksik için elini cebine atacak. Evet sadece atacaktır, taki birisi ondan önce davranıp “tamam bende var” diyene kadar. (Ceyhun abimiz.) Hesap ödenmiş, tam dışarı çıkmışkan sahneye yine gecenin adamı Semih çıkar ve “hesapta yanlışlık var, bizden fazla para kestiler” der. Ağır abimiz (yine yeniden Ceyhun) rahatından taviz vermeyerek: “boşver, bahşişimiz olsun” diyip puanları hanesine yazdırmaya devam edecektir. Dördüncü karakterimiz kızlar (Sedalar-figüranlar) ise sadece olan biteni izlicek, esprilerden kendilerine düşen payları alıp katıla katıla güleceklerdir.

(605 kez okundu.)