Sahaya ilk ayak basıldığında herkes bir takım eylemlere girişecektir. 2 kişi muhtemel yarı sahasında düz koşu yapacak ve iş-güç,kariyer konuşacaklardır. Ortada sahada bir kaç kişi olduğu yerde ısınacak, 3 büyükler hakkında futbol muhabbeti çevirecektir. Bir gurup şut düellosu yada kendi aralarında tek pas yapacaktır. Orta-iyi seviye bir topçu arkadaşta etrafı umursamaz bir şekilde kendine has ısınma hareketlerini icra edecek, ortaokul çağından öğrendiği artistik hareketleri sergileyecektir. Bu hareketler dosta düşmana bir nevi gözdağı, başka bir deyişle HAKA dansıdır.

 

Halı sahalarda 3 tip oyuncu türüne rastlanır. Birincisini bir kere çağırırsın, yıllar geçmiş genelde her hafta gelmiştir. Onları çağrılmayı, maç gününü hatırlatılmasını hakaret olarak algılarlar. İkinci tip, bir hafta varsa ikinci hafta muhakkak yoktur. Bu konuda istikrarlıdırlar.  Üçüncü tip ise, psikolojik bir vakıadır. Deneyimli organizatörler bu hataya bir kez düşer. Maça hem gelmez, hem haber vermez. Niye gelmedin diye sorulunca geçerli bahanesi de yoktur, Jako papağan misali yüze bakar.

 

Sahadaki topçuların bir kısmı dışarıdan çağrılmışsa, saha içindeki görüntü belgesel kanallarındaki aslan ve bufoloların bakışmalarından farksızdır. Dışarıdan umursamaz görünüp birbirlerinin ısınma hareketlerini ve top sürmelerini incelerler. Tabiki tekniğin yanında fizik ve yaş faktörü de dikkatlerden kaçmaz.

 

O hafta adam eksiktir ve dışarıdan bir oyuncu arkadaşını getirmiştir. Aslında has halı saha topçusudur ve müdavimidir. Takımları kuranlardan biri, dengeli takım kurma çabasıyla huşu içinde bu arkadaşa yanaşacak ve sorularını soracaktır: “Nasıl iyi oynar mısın? Hangi mevkide oynarsın?”… O da her soruya “fark etmez” diyecektir. Ne iş olsa yaparım misali… İşi bilmiyorsa bu arkadaşlar genelde maça defans başlarlar forvet bitirirler. Eğer işi biliyorlarsa mevkisinin oyuncusu olacak ve gizli silahlarını maç esnasında sergileyeceklerdir. Çoğu zamanda maçın kaderini, iyi veya kötü yönde bu dışarıdan gelen arkadaşlar belirler.

 

Sahada kişi sayısı tamamlanınca kutsal görev takım eşleşmeleri yapılır. Birbirini tanıyan karşı taraftan iki arkadaş KULİS yaparlar. Yeni gelenlerin kabiliyetleri, bir tarafta hakiki kaleci olduğu iddiası, geç yaşlı oranları gibi başlıklar kısa kısa geçilir. (Abicim Messi sizde, *Bufon’u da istiyonuz..) Pazarlık her zaman şu cümleyle sonlanır: “Şimdilik böyle başlayalım, olmadı adam değiştiririz.”

 

Kaleci baştan ayarlanmamışsa kimse kaleye geçmeye hevesli olmaz. Takımdaki kişi sayısı maç dakikasına bölünerek sırayla geçilir. İlk olarak çokların tanıdığı samimi arkadaş kaleye girer. Ciyaklamazsa ilk yarım saat kaleden çıkması zordur. (Biri kesilmesi, sakatlanması durumları istisnadır tabi…)

 

 

Takımda birçoklarını tanıyan istihbarat görevini üstlenen bir kişi olacaktır. Maç başlamadan izlenimleri ve duyduklarını takımıyla paylaşacaktır. Şunlar aralarında iyi top çeviriyor, şu orta sahadan yapıştırıyor, şu eski amatör. Bastımı direk şişirin gibi sözler sarf ederler. Bu arkadaşlar genelde maç esnasında da hiç susmazlar(!)

 

Kendi aralarında sürekli oynanan maçlarda, bir taraf birkaç haftadır yeniliyorsa ve canlarına tak etmişse, dışarıdan kuvvetli bir orta saha-forvet topçusu getirmenin zamanı gelmiştir. Soranlara adam gelmedi, onun yerine geldi, oynaması idare eder gibi sözler sarf ederler. Ama maç boyu içinden *”seni seçtim pikaçhu, saldır” nidaları yükselecektir.

 

Halı saha maçları dostluk maçlarıdır. Kimse ben kaptanım demez. Takımları kuranlar genelde gizli takım kaptanı olur ve direktiflerine mevkileri dağıtarak başlarlar. “Abi sen geride kal istersen, sen orta saha iyisin, arada Abi ilerde çok kaldınız, biraz geri gelin…”

 

Arkadaşların yaşları genç ve halı saha acemisi ise ilk 15 dakika 300 Spartalı tarzı taarruza geçecektir ve tam saha TOPA baskı yapacaklardır.

15 dakika sonrası genelde sırttan soluyacaklardır. Bazı arkadaşlarda oyuna defans başlar. Muhakkak forvet bitirme gibi bir gayeleri vardır. Diğer bir senaryo ise, skor biraz açılınca vatan millet herkes gol atmaya çalışacak, top geri sektiğinde rakip taraftan 3 oyuncu karşı kaleyiciyi ortalarına alıp top çevirecektir. Tabiki her zaman yukurdaki gibi sahneler görülmez. Takım olarak çok iyi oynayan, profesyonellere taş çıkartan maçlarda olabilir.

 

Şirket içi yapılan maçlarda kişiler arası hiyerarşi ve yaş farkından ötürü Beyli hitap şekilleri normaldir. Oyun temposunun arttığı dakikalarda Bey kelimesi kalkar ve hitap şekli sadece isim formuna dönebilir. Hatta tansiyon yüksek olduğunda hiç ummadığınız kişilerden umulmadık küfürler duyabilirsiniz. (Ek bilgi: Küfür burada *katalizör görevi görür ve arkadaşın oyuna dönmesini hızlandırır. )

 

  • Ceza sahasına yakın bir yerde faul yapılmış ve serbest vuruş kazanılmıştır. Topa vuracak kişi önüne kurulan 2 metre barajı görür. Uyarsa da baraj çok uzaklaşmaz. Topu kaleye vuramayacağını anlar ve gözleri araba sileceği misali sağı solu tarar. Amaç müsait durumdaki takım arkadaşının ününe topu sürerek, şut atmasını sağlamaktır. Bunu hisseden takım arkadaşları da top önünde açılacağı ümidiyle, nehirdeki zebra avcısı timsah edasıyla topun etrafında dönerler.

 

Orta yaş ve üzeri halı saha maçlarının bitiş düdüğünden sonra maç soyunma odasında da devam eder. Maç hala oynanıyormuş edasıyla pozisyonlar sıcağı sıcağına irdelenir, tartışır, aslında fauldü, alsında top dışarı çıkmıştı, faul vardı sözleri sıkça duyulur. Nabızları normale dönünce sohbette sona erer ve evlere dağılırlar.

Her zaman dediğimiz gibi sahada olanlar saha içinde kalmalı.

 

Halı Saha Maçlarıyla İlgili Tavsiyeler,

 

  • Düzenli oynanan maçlar dâhil en az bir gün önceden takımlar ayarlanmalı. Son güne bırakılmışsa muhakkak birileri bir şeylerini unutacak ve takımlar eksik olma ihtimali yüksektir.

 

İlk önce kaleciler ayarlanmalıdır. Eğer bulunamamışsa sırayla geçilecekse, maç öncesi özellikle takım üyelerine peşinen bildirilmelidir.

 

  • İyi bir halı saha oyuncusu ilk on dakika ısınma babında sakin oynar ve rakip takımın oyun düzenini gözlemler. Kim iyi top yapıyor, kim zayıf halka görür. Genellikle de oyunu zayıf halka üzerine kurar ve sonuca ulaşır. (O zayıf halkalar da hep defansta olur..)

 

  • Bir adam bir kere maça çağırıldığında gelmeyip önceden de gelmeyeceğini haber de vermediyse, ikinci bir defa o adamı maça çağırmamak yerinde bir karar olacaktır. Bence halı sahalarda iyi oynayan adamdan ziyada düzenli oynayan topçular daha önemlidir.

 

  • Isınma hareketlerinin önemeni buraya kadar okumuşsanız zaten söylemeye gerekli görmüyorum. Ayrıca 2 saat önceden de yemek işi halledilmiş olması maçtaki performansınızı arttıracaktır.

 

  • Mümkünse takımlar sahaya girmeden takımlar ayarlanırsa en az 5 dakika oyuna erken başlanacaktır.

 Halı sahalarda gördüğünüz, komik bulduğunuz, ilgincinize giden bir şeyler varsa lütfen yorum kısmında yazın. Okumaktan zevk duyarım.

(63 kez okundu.)