…İsteklerine birebir olmasa da ulaşmış, yıllar yılı uğraştığı istikbal-kariyer-popülarizm üçgenine sahip olmuştu. Özel bir firmada orta konumda bir işi vardı. Geliri fena değildi. Altına kendine yakışır sıfır bir araba çekmişti. Bunlar şu an onu huzurlu etmeye yetecek gibi görünüyordu.Ya da öyle umuyordu.

 

D-100 Topkapı-Avcılar karayolu. İş dönüşü, klasik İstanbul Trafiği.

Dur-kalklar canını sıkmıştı.

Sabırsızdı her zamanki gibi.

Parmağını oto teypine uzattı.

Uzun bir liste incelemesinden sonra o anki ruh halini yansıtan Sting-Shape on my heart şarkısında karar kıldı.

Şarkının etkisiyle hafif nemlenmiş ön cama bir süre baktı.

Bakarken arabanın iç ışığıyla beliren karaltılı yüz silüetini gördü.

Evet…

Düşünceler yağmuru yine çiselemeye başlıyordu.

Teybin sesisi daha da açtı bu düşünceleri bastırmak için. Ama faydalı olmadı.

Kendisi 28 yaşındaydı. Hesaplarına göre o kişi %99 hayattaydı.

O kimdi? Neler yapıyordu?

Emindi bir gün karşısına çıkacağından. Acaba şu an neredeydi?

Belki şu an bir birlikteliği vardı. Bu düşünce bile onun merak ve özlemini bir gram dahi eksiltmiyordu.

Onu her haliyle kabul etmeye yürekten hazırdı, hiç bir şey gözünde değildi.

Tesadüflere fazlasıyla inanıyordu. Belki o kişi birlikte çalıştığı binanın içindeydi.Belkide yeni taşındığı apartmanında.

Ya da bu sabah girdiği bankada arka çaprazında oturan kişiydi.

Biliyordu, bir rastlantı olarak onunla tanışacaktı.

Ama ne zaman?

O değilmiydi önce istikbal sonra diğerleri diyen.

Belki de bu yanlış önceliklerinin acısını çekiyordu şimdi.

Umudu genede vardı ama sabrı tükeniyordu. Merak ve özlem onu için için yiyordu.

Yeter artık çık karşıma diye bağırmaya ramak kalmıştı.

Arkadan uzun bir korna sesi ile uyandı.Silkelendi ve bir kaç saniyede bilinci tekrar yerine geldi.

O sıkıcı araç trafiğinin içindeydi hala. Önündeki yol açılmıştı.

Birden gaza yüklenince araba stop etti. Tekrar çalıştırdı ve ağır ağır ilerlemeye devam etti…

(176 kez okundu.)