– Mail insanın aceleciliğini körükler. “Yazıp bitiriyim” diye uğraşılır. Mektupta ise insanlar beklemeyi öğrenir; yani bir sabır vardır. (erdem)

– Mail hızlıdır, bir kaç saniye içinde karşı tarafa ulaşır. Mektup ise yavaştır; beş-on beş günde ulaşır.

– Mektupta metinler genelde daha uzundur, anlatılacak konu sayısı birden fazladır. O yüzden sayfalar sürebilir. Mailler ise genelde tek konu üzerinde durur.

– Mektup kağıdını üç duyumuzla hissederiz. (görerek,dokunarak hatta koklayarak.) Mail ise dijital ekranda görünen titreşimlerden ibarettir.

– Gelen E-mail lerin yüzde 90 ı reklamdır. Eş-dosttan gelen mektubu bunların arasında ayıklamak çıkarmak için bir zahmet gerekir.Aralarında kim vurduya gidip okunmadan silinebilir de.

– Ayrılıklarda, özlemlerde mektuplar tekrar tekrar açılıp okunur. Maillerde bu kavram pek geçerli olmaz. Çünkü bir daha akla gelinmemesi için çoktan çöp kutusuna gitmiştir. (Gitmemişse de boşuna uğraşma, bulamıyorsun.)

– Nefret zamanlarında mektup yakılabilir, bu mail için bu geçerli değildir. Belki alternatif olarak laptop fırlatılabilir. (Yakmanın yanında kıyaslanamaz ve maliyetlidir.)

– Mektupta bir düzen ve ahenk vardır. Temel dil bilgisi kuralları gerektirir. Bireyin dil bilgisi olmasa bile, yazım kurallarına dikkat etmeye çalışır. Mailde düzen pek aranmaz. Chat yapar gibi yazılır.

– Mailde uzunca bir sürec (haftalar,aylar belkide yıllar) dolu dolu ayrıntılı bir şekilde yazılır. Mailde ise anlatılacak süreç uzun olsa da yazacak bişey bulunamaz. Top aniden karşı tarafa atılır. ( Neyse sende durumlar nasıl?, naaptın hala manita yapamadın mı? gibi) O da centilmenlik olsun diye topu taç’a atar. Biz buna gereksiz FAiR PLAY diyoruz.

– Mektupta, postacı abiler vardır. Yani bu bir iş sahasıdır. Postacıları gören birey, yaşı ne olursa olsun, çocukluktan gelen bilinç altı bir umut içerisindedir. Gülümser ve onu her zaman tanır. Bütün postacılar bu bakışı tanır.

-Mektup gelenekseldir. Çocuk şarkısı bile vardır. –Bak postacı geliyor selam veriyor…”Come on”.. Herkes ona bakıyor… 

– Mail anlık kızgınlık ve düşünce ile yazılabilir. (erişim kolaylığı) Bu şekilde düşünmeden yazılabildiği için karşı tarafa sinirden fazla bir yenilik getirmez. Mektupta ise, hazırlanıp postaya verilene kadar belirli bir süre geçer. Bu da kişinin sakinleşip daha mantıklı karar vermesini sağlar.

– Kişinin el yazısı imzası gibidir. Keza insanlar doğru bildikleri şeylerin altına imzalarını atarlar. Burdan mektubun maile göre doğruluk payının daha yüksek olması çıkarılabilir. Mailde ise gezegen insanının ortak olarak kullandığı arial, verdana gibi fontlar vardır.

-Mektup zarflarının üstüne pul yapıştırılır.Bir zamanlar esprilere de konu olan pul koleksiyonu diye bir hobi de vardı. Mektupla birlikte o da popülerliğini yitirmiştir. Bence artık pul toplamak değil mektup yazmak bir hobidir.

– Mektupta belirli bir zahmet vardır. Kağıt,kalem,zarf,pul ve postaneye gidebilmek için zaman ve maliyet gereklidir. Bundan çıkarılacak, gönderilen kişiye verilen değer daha bir fazladır. Mailde ise böyle şeylere katlanılmaz.

– Maili gelen insanın yüzünde ufak bir merak vardır.  Göz bebekleri büyür, yüz kasları kasılır. Ama bu internet hızına bağlı olarak üç-beş saniye sürer. Mektup daha bir ilgi çekicidir. Öncelikle zarf incelenir. Zarfa zarar vermeden açmak için uğraşılır.(neden zarfa zarar vermeden açılmak istenir hep merak etmişimdir.)  Bu esnada merak maksimum seviyededir. Kalp atışları walkmanın kulaklıkların içinden gelen bass sesleri gibidir.  Belkide esas merak unsuru hacim farkıdır: Mektup ellerinin arasındadır. Diğeri transistörlerin içinde 0101 şeklindedir.

-Günümüzde maili herkes kullanırken mektup genelde tercih edilmez.

 

Son olarak; Günümüzde sevdiğiniz, değer verdiğiniz kişilere mektup yollayın. Bu kişi her gün yanınızda olsa bile.

Emin olun alacağınız pahalı bir hediyeden, götüreceğiniz romantik bir yemekten çok daha etkili, kalıcı ve vurucu olacaktır.. 

(4.554 kez okundu.)