Bahçe kapısından içeri giriyorum.

Sağımda solumda güller,begonyalar ve ismini bilmediğim türlü çiçekler.

Değişik kokular çalıyorlar burnuma.

Çekirge sesleri duyuyorum.

Avazı çıktığı kadar bağırıyorlar. Vikk vikk.

Sanki bir şeyleri birilerinden korumak istiyorlar.

Yolun sonu ve karşımda iki katlı ahşap bir rum evi.

Çehresine bakıyorum, rengi soluk.

Cephe boyasının ara ara kalkmışlığı yaşlılığını anımsatıyor.

Kapıyı inceliyorum. İki yanında beyaz sütunlar var.

Sanki evin bütün yükünü onlar taşıyor.

Mermer merdivenlerden bir bir çıkmaya başladım.

Deniz dalgaları kayalara vurduğu gibi, basılma darbeleriyle fazlasıyla aşınmış.

Köşeli hatlarını kaybetmiş, sarımsı bir renk almış.

Ben de üzerlerine ağır ağır basarak aşınmasına biraz daha katkı sağlıyorum.

Kapı kendiliğinden açılıyor.

Kapı günümüzdekilere nazaran kocaman, pencereler de öyle.

İnsan çocukça düşünmeden edemiyor: Acaba eski insanlar da mı kapı gibiydi?

Onların rahatça geçmesi için mi bu kapılar böyleydi.

Hemen sonrasında “hadi canım 100 yılda evrim mi geçirdiler küçüldüler” diyorum.

Hadise tabiki o zamanki mimari ve estetik duyguydu.

İçerde biraz ilerliyorum.

Ahşap zemin üzerine bastıkça gacırdıyor, her an içine göçecekmiş hissi uyandırıyor insana.

Birazdan kendimi bir odanın içine buluyorum.

Odanın ortasındayken duvarlar birden *sinevizyona dönüşüyor.

Birileri sanki yaşananları gizli kamerayla çekmiş.

Olduğum yerde kalakalıyorum.

Gördüklerimin burda bir zamanlar yaşamış aileler olduğunu tahmin ediyorum.

Her duvarda ayrı kesit ayrı bir anı var.

Gösteri bitiyor, tekrar kendime geliyorum.

Bu evler nice ömürleri ağırlamış diyorum kendi kendime.

Bu odalardan nice insanlar geçmiş, kim bilir ne kadar hatıra vardır bu duvarların gördüğü.

Eşiklerinin altında ne sırları saklamıştır.

Pencereleri hangi sahnelere göz yummuş; hangi acı ve sevinçlere şahit olmuştur.

Keşke bir dili olsaydı da anlatabilseydi gördüklerini.

Belki çoğu kez duygulanırdı anlatirken.

Belki de esas sebebi buydu duvarların ara ara dökülmüşlüğü:

Evin gözyaşları…

————–

Her güzel şey gibi bu yapılarda hızla yok oluyor.

Hayalimde yaşadığım yer pahalı bir semt; lüks bir daire değil, böyle bir yer.

Alabilecek durumda olduğumda son bir tane kalabilirse eğer.

(810 kez okundu.)