Günümüzün insanları hep dertli.

Günlerini sorunlarını çözmekle geçiriyorlar.

Aile,okul-iş,arkadaş çevresi,sevgili…

Her bir tarafta sorun ve tatminsizlik var.

Bu sorunları halledip mutlu olmak çok zormuş gibi görünüyor.

Oysa çocukken öylemiydi…

“İlk okuldayken okul bahçesinde kutu kolalarını ezip maç yapardık.  Taso oynardık,gazoz kapağı oynardık. İstop,yakantop oynardık.

Akşam olmasın derdik; akşam ezanı okunmasın derdik.

Evlere gitmek istemezdik yada giderken bu oyunları yarında oynayacağımızı düşlerdik.

Neticesinde böle basit, sebepsiz şeylerle çok mutlu olurduk.

Şimdi değişen ne?

Sadece büyüdük…

——————————

Bir akşam halı saha maçından kan ter içinde eve geldim. Buz dolabından kendime bir bardak su doldurdum. Aradan bir saniye geçmeden kafama diktim. (Hasta olcağımdan emin olsam bile terli terli su içerim.) İçerken gırtlağımdan aşağı doğru serin bir pınarın aktığını hissettim. Ayran reklamlarındaki gibi. Boş bardağı masaya koydum ve gözlerim boş su bardağındaki damlalara bakakaldı. Hızlı kalp atışlarımla birlikte aklıma bir şeyler çalındı:

“Şu serin suyu bulup içebilmek kadar mutluluk verici bir şey olabilir mi? Görünürde çok basit ve kolayca bulunan bir şey dimi su?

Lakin bu benim hayati ihtiyacım. Şu bir bardak suyu içemezsem bunun yanında fındık kabuğu doldurmayacak sorunlarımı düşünecek mecalim kalır mı?” diye söylendim kendi kendime.

Bir bardak suyun ne kadar tatlı olduğunu, onu içerken ne kadar mutlu ettiğini ancak çöl ortasın da onunla karşılaştığımız zaman hissetmemize gerek yok.

Ve işte o zaman anladım.

Bir bardak suyu bulduğum ve içebildiğim için ne kadar şanslı olduğumu.

Şimdi her su içişimde mutlu oluyorum.

—————————

Gerçek mutluluk aslında ilk okul yıllarımdaki gibi basit görünen şeylerdemiş.

Karşılıksız, çıkarsız ve su gibi saf.

Büyüyünce değişen tek bir şey var:

İnsan mutluluğu çok daha zor fark ediyor.

Ya da farkedene kadar iş işten çoktan geçiyor.

(706 kez okundu.)